Çanakkale'nin Çan İlçesinin Bütün Haberleri Bu Adreste.
Haber Arama

Çan Haberleri

BAYRAM ŞEKERİ ALIRKEN DİKKAT!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte bayramlık şeker ve çikolatalar raflardaki yerini aldı. Çan da  faaliyet gösteren market ve bakkallar, Ramazan Bayramı’nın yaklaşması nedeniyle şeker satışlarına daha da ağırlık vermeye başladı. Ramazan Bayramı’na çok az kala çeşitli kalite ve fiyattaki şekerleri vatandaşın hizmetine sunduklarını belirten esnaflar, vatandaşların bütçelerine göre şeker aldığını söylediler.

Ramazan Bayramı için şeker alırken TSE belgesi olmayan ve üzerinde son kullanım tarihi yazmayan ürünlerin tercih edilmemesi uyarısında bulunuldu. Ramazan Bayramı alışverişlerinin en önemli gıda maddelerinden baklava, çikolata, şeker ve lokum gibi ürünleri satın alırken tüketicilerin dikkatli olması gerektiğini belirtildi.

Bayram öncesinde birtakım ”işini bilen” satıcıların özellikle maliyeti düşürmek ve daha fazla kazanç elde edebilmek adına tüketicilerin can güvenliğini düşünmeden hareket edebileceklerini, alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken hususları şöyle:

”Şekerli ürünlerde kullanılan glukoz ve fruktoz oranlarına dikkat edilmesi, açıkta satılan ürünlerin satın alınmaması, ambalajı açılmış ürünlerin kesinlikle satın alınmaması, sadece bayram öncesi şeker satışı yapanlardan alışveriş yapılmaması, rengi solan, ambalajı yoğun ışık altında kalmaktan dolayı renk değişimine uğrayan ürünlerin satın alınmaması, güvenilen ve bireysel tüketicinin güvenini kazanmış kurumsal markaların tercih edilmesi gerekir.”

Bayramı misafirlerine ve aile fertlerine zehir etmek istemeyen tüketicilerin, kaliteye önem vermeleri ve mutlaka tüm ürünlerde TSE belgesi aramaları gerektiğini, ”TSE belgesi olmayan ve üzerinde son kullanım tarihi yazmayan ürünlerin tercih edilmemesi gerekiyor. Mübarek bayramlarımızı rant ve aldatma aracı olarak görenlere asla fırsat vermemek, biz tüketicilere karşı aldatma ve kandırma projesi uygulamayı düşünenlere imkan vermemek gerekmektedir”

 

  04.09.2010 20:09 (1 hour ago)
Çanlı Dostlar

TÜRKÇESİ ZAYIF ÖĞRETMEN! ŞUAYİP ODABAŞI

Benim ilçem, Yenice merkezde üç ilköğretim okulu var. Bu üç okulda da “asil” müdür görev yapmıyor. İşler vekâleten götürülüyor. ”Vekâleten müdürlük” görevlerini yapan arkadaşların kadroları da çalıştıkları okulda değil. Kısacası, kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu dediklerim 2010 yılından önceydi. Şimdi bu üç ilköğretim okulunda asaleten görev yapan müdürler var.

2007 yılında atananların atamaları bütün ülkede; 2008 yılında yargı tarafından iptal edildi. Bütün ülkede yargı kararı ile müdürlükleri iptal edilenler, vekâleten görevlendirme ile görevlerine devam ettiler. Hepsi de bu görevlere, ”torpil” ile gelmişlerdi. Çoğunluğu da iktidara yakın bir sendikanın üyesi öğretmenlerdi bu muhteremler.. Birde 76.madde müdürleri var bu ülkede. Adaletsizliğin orta yerinde oturup görev yapan kaypaklar, hokkabazlar. 76.madde müdürleri de tek tek iptal oluyor. Toplu olarak iptal olmaları da bekleniyor. Bütün bunlar, Milli Eğitimi yaralayan yandaş hareketlerin ve kadrolaşmanın tipik örnekleridir.

Neyse… Bu yandaşlıklar bitecek gibi değil.

Birgün Hz.Ömer’in adaleti gerçekleşir inşallah.

1999 yılında, öğretmen olarak atandığım bir okula, 2000 yılının Haziran ayında Müdür yardımcısı olarak asaleten görevlendirildim. Okulda çalışan öğretmen arkadaşlar, kısacası 25 öğretmenden kimse, müdür yardımcısı olmak için elini bile kıpırdatmadı. Oylama yaptık. Herkes beni istedi. Kendimi, okul idaresinin içinde buldum. Bir yıl sonra okul müdürü görevden ayrıldı. Okul idaresi bana kaldı. 2001 yılı ile 2007 yılı nisan ayı sonuna kadar vekâleten okul müdürlüğü yaptım.

Okul müdürlüğünü bıraktığım öğretim yılı sonunda, okulum sosyal ve kültürel olarak zirve yaptı. Her dalda birinci oldu. Sadece futbol da ilçe ikincisi oldu.

Tek bir idareci olarak 400 öğrenci, 25 öğretmenli bir okulda mesai gözetmeden çalıştım. Hiç bir işimi aksatmadım. Mektup atmak için pul parası bulunmayan okulu, sponsorlar (destekleyiciler) sayesinde çağdaş bir hale getirdim.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü adına çıkarılan dergide, sürekli yazarlık yaptım. Yazı denetleme kurulunda sürekli çalıştım. Reklam kurulunda yer alarak, derginin parasal sorunlarını çözdüm.

Mahalli gazetelerde; eğitim, çevre ve diğer konularla ilgili yazılar yazdım. Şiirler yayınladım. İlçemle(Çanakkale/Yenice) ilgili tek şiir bana aittir.

Mahalli radyolarda, kendi türkülerimi çaldım söyledim. Önemli günlerde, arkadaşlarımla etkinlikler düzenledim.

İlçem okulları adına, ilde düzenlenen resim sergilerine katıldım. İlçemdeki öğrencilerin eserlerinin diğer illerde sergilenmesini sağladım.

Okulumda, iki “Halk Oyunları” ekibi oluşturdum. İlçede en geniş kapsamlı “resim ve teknoloji tasarım” sergilerini açtım.

İlçemde düzenlenen, ”Doğa Yürüyüşü” etkinliklerine okulum öğrencileri ile katkıda bulundum.

Kimseye yaranamadım.

Ya-ra-na-ma-dım.

17.05.2004 tarihinde, idareci atamaları ile ilgili müracaatlar alındı. İlçemde 8 öğretmenin başvurusu kabul edildi. Biz 8 öğretmen, 29.06.2004 tarihinde mülakata alındık. 8 arkadaş bir arabaya binip gittik.

Sorumlu müdür yardımcısının odasında komisyon toplandı. Bizleri tek tek alıp görüşme yaptılar. Bazı arkadaşların, girdiği çıktığı bir oldu. Kimisi beş dakika bekledi, çıktı. Sıra bana geldi. Girdik, oturduk komisyonun karşısına. Kurbanlık koyun gibi. Beni görmek isteyenlerin bazıları benden iyi olsa…

Komisyon üyelerinin birçoğu o görevlere, bileğinin hakkı ile gelmemiş kişilerdi. Giyimleri bile şık değildi. Adamlarda kültürü bırak, bazıları giyinmeyi bile bilmiyordu. Ben o gün düz beyaz gömlek, koyu renk elbise giyip gitmiştim. Ha! Belirteyim. Ben kısa kollu ve desenli gömleklere kravat takmam. Arkadaşlara da takılmıştım. ”Pop Stara” gidiyoruz diye. Bir arkadaş ceketsiz gelmişti. Benim ceketi vermiştim.

Bu komisyon, ben çıktıktan sonra, yarım saat kimseyi içeri almadı.

Bu komisyonun başkanlığını yapan kişi benim çok iyi tanıdığım, geçmişte çok yardım ettiğim bir kişiydi. Yeniceliydi. Yenice’den bazı siyasilerden aldığı emirleri yerine getirmeliydi ki(!) bazı şeylerin bedelini ödesin… Kendisini o makama getirenlere “diyet” ödemeliydi. Bu “diyette” beni müdür yapmamaktan geçiyordu herhalde.

Sonuçta öyle oldu.7 arkadaş atandı asaleten. Ben okulumda vekâleten görev yapmaya devam ettim.

“Asaleten” müdür olamadık. Ben asaleten müdür olmayınca, büyük bir hizmet gerçekleştirilmiş oldu(!) Milli Eğitimin bütün işleri düzeldi(!) Bütün okullara çeki düzen geldi(!) İlçede bütün öğrenciler benim gibi birinden kurtulmuş oldu(!) Ben müdür olmayınca, vatan kurtarıldı vatan(!)

Gerekçesini bir dilekçe ile sordum.

Verilen cevapta; ”Mülakat Komisyonu’nca adayların istediği okulun iş hacmi, nitelik ve nicelik olarak potansiyel durumunu yönetecek gerekli deneyimi ve liyakate sahip olmadıkları kanaati oluşmuşsa adayların ataması zorunluluk göstermemektedir” ibaresi.

Gerekçe bu.

Yersen.

Beni bu cümleye takıp, idam ettiler.

Beni; bir okulu idare etmeye yeterli görmeyen beyler, beni bu görevden de alamadılar. Ne yaman çelişki.

Ben idare mahkemesine gittim. İki okula daha müdürlük istemiştim. İlçedeki diğer iki okul müdürünü de idare mahkemesi görevden aldı. Beni o iki okula, değerlendirmeye almadıkları için. Bende onların iki adamını yargı yolu ile ”yok” ettim. İlçenin huzurunu da bozdular böylece. İlçedeki ilköğretim okulları müdürsüz kaldı. Beni ortadan kaldırmak isterken, hem kendi adamlarını harcadılar, hem de ilçeye zarar verdiler.

Bu zarar hala devam ediyor.

Şimdi şu mülakat komisyonu değerlendirme formundaki konulara bir bakalım. Bu vereceğim notlar bana takdir edilen notlardır. (Puan Değeri:10 )

Türkçeyi Doğru Kullanma Becerisi:6

Genel Kültür:6

Genel kültür ve İletişim Becerisi:6

Tutum ve Davranış:6

Çözümleme, Birleştirme, İlişkilendirme Becerisi:6

Eğitim kurumu Yönetimine İlişkin Görüşleri:6

Atanacağı Okulun Özelliği hakkındaki Görüşleri:6

Eğitim Öğretim alanında Bugüne Kadar Yaptığı çalışmalar:6

Yönetici Olarak Atandığı Takdirde Uygulamayı Düşündüğü Projeler:6

Takdir Puanı:5

Ben ne beceriksiz, sünepe, paspal, kabiliyetsiz, terbiyesiz, kültürsüz biriymişim. Kısacası cahil bir adammışım. Vallahi de kendimden, haberim yokmuş benim.

Allah razı olsun, bu adalet dağıtan insanlardan.. Bu komisyon, ”beni bana” öğretti.

Kendimi tanıdım ya!

Diğer arkadaşların puanları, 10 üzerinden tam puan:100.

Görevden alınan iki arkadaş dayanamadılar, o yıl emekli oldular. Müdürlükten alınan arkadaşlardan sadece birisi, benim haklı olduğumu söyleyerek, üzüntüsünü belirtti.

“Mülakat Komisyonu” üyelerine, yaptıkları haksızlığı belirten birer mektup yazdım. Sadece, o zamanki teftiş kurulu başkanı mektubuma, telefon ederek cevap verdi. Üzüntülerini belirtti. Bana büyük haksızlık yapıldığını itiraf etti.

Ben bu olaydan sonra, gönlümden yaralandım.

Soğudum.

Ben okulumdan, ayrıldım artık.

Kendi isteğimle bıraktım okulumu.

Gönlüm kırılmıştı.

Bana yapılanları hak etmemiştim.

2007 Nisan ayından beri başka kurumdayım.

Bir ilköğretim okulu, benim gibi zararlı bir parazitten kurtulmuş oldu.

“Mülakat Komisyonu,” kutsal bir vatan görevini gerçekleştirmiş oldu böylece.

Bizler, ”Vatandaşlık ve İnsan Hakları” derslerinde çocuklara,” insanlara din, dil, ırk ve inanç” ayrımı yaparak, davranmanın yanlışlıklarını anlattık yıllarca.

“Siyasi” ve “ideolojik” davranmanın, insanlar arasında haksızlıklara neden olacağını, toplum huzurunu bozacağını anlattık çocuklara.

“Etik sözleşmeler” imzaladık.

Ayırım yapmayacağız diye, yeminler ettik.

Öğretmen olurken, “yemin” ettik. Bayrağımıza el bastık.

Herkese, “hak ve adaletle” davranacağımıza yemin ettik.

Öğretmenlik mesleğine yakışmayan bütün hareketleri, öğretmenlerin yapması ne acı..

Birilerinin, birilerini kayırması ne kötü. Birilerinin imtiyazı ile bir koltuğa oturanlar (kapanlar), her şeyi yapmayı bir “hak” olarak görüyorlar. Ne büyük acizlik.

Bu dönemde, son yıllarda, ne oldu da herkes idareci olmaya çalışıyor?

İdareci olabilmek için, her yol deneniyor.

Anlamış değilim.

Ben bir okulda tesadüfen idarecilik yaptım.

7 yıl içinde, çok güzel işlere imza attım.

Hiç kimse fark etmedi. Etmek istemedi.

Beni, “Türkçesi zayıf” diye değerlendirsinler, bir şey olmaz. İki kelimeyi bir araya getiremeyenler, ne söylerse söylesin

“Kültürsüz” diye not versinler bana, ekmeği ağaçta arayanlar.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Derler.

Benim yaptıklarım ortada.

Benim adım, en az bir yerlerde kalacak.

Ya onların?

“Bekâr bayan öğretmeni eş durumundan atayanlar” ne yapacak?

“Kendi adamlarının puanında sahtekârlık yapıp başkalarının hakkını yiyenler” ne olacak?

Göreceğiz.

Biz görmesek, başkaları görecek.

“Bana yapılan haksızlık, başkalarına haksızlık yapmama davranışımı” daha da kuvvetlendirdi.

Hepinize, “hakkımı” helal ediyorum.

Haksızlık yapmayı fazilet sayanlar!

Üzerinizdeki ”kul” hakkını, nasıl iade edersiniz sahiplerine bilemiyorum.

Ben, “orta yerindeyim” yaşadığım yer olan Yenice’nin…

Bana bu haksızlığı yapanlar, siz Yenice’nin neresindesiniz?

Ben şimdi yine Yenice Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndayım.

Geriye döndüm.

Aradan dört yıl geçmiş.

Eyvah! Ben geri döndüm.

Ne olacak şimdi?

“Türkçesi zayıf öğretmen” geri döndü.

Yandı güzelim, keten helva!

Yanmadı.

Ben Yenice’yi de terk ettim.

Bir okula bileğimin hakkıyla müdür oldum.

Adalet geç olsa da tecelli etti.

Ne olacak şimdi?

  04.09.2010 00:09 (21 hours ago)
Çanlı Dostlar

TÜRKÇESİ ZAYIF ÖĞRETMEN: ŞUAYİP ODABAŞI

Benim ilçem, Yenice merkezde üç ilköğretim okulu var. Bu üç okulda da “asil” müdür görev yapmıyor. İşler vekâleten götürülüyor. ”Vekâleten müdürlük” görevlerini yapan arkadaşların kadroları da çalıştıkları okulda değil. Kısacası, kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu dediklerim 2010 yılından önceydi. Şimdi bu üç ilköğretim okulunda asaleten görev yapan müdürler var.

2007 yılında atananların atamaları bütün ülkede; 2008 yılında yargı tarafından iptal edildi. Bütün ülkede yargı kararı ile müdürlükleri iptal edilenler, vekâleten görevlendirme ile görevlerine devam ettiler. Hepsi de bu görevlere, ”torpil” ile gelmişlerdi. Çoğunluğu da iktidara yakın bir sendikanın üyesi öğretmenlerdi bu muhteremler.. Birde 76.madde müdürleri var bu ülkede. Adaletsizliğin orta yerinde oturup görev yapan kaypaklar, hokkabazlar. 76.madde müdürleri de tek tek iptal oluyor. Toplu olarak iptal olmaları da bekleniyor. Bütün bunlar, Milli Eğitimi yaralayan yandaş hareketlerin ve kadrolaşmanın tipik örnekleridir.

Neyse… Bu yandaşlıklar bitecek gibi değil.

Birgün Hz.Ömer’in adaleti gerçekleşir inşallah.

1999 yılında, öğretmen olarak atandığım bir okula, 2000 yılının Haziran ayında Müdür yardımcısı olarak asaleten görevlendirildim. Okulda çalışan öğretmen arkadaşlar, kısacası 25 öğretmenden kimse, müdür yardımcısı olmak için elini bile kıpırdatmadı. Oylama yaptık. Herkes beni istedi. Kendimi, okul idaresinin içinde buldum. Bir yıl sonra okul müdürü görevden ayrıldı. Okul idaresi bana kaldı. 2001 yılı ile 2007 yılı nisan ayı sonuna kadar vekâleten okul müdürlüğü yaptım.

Okul müdürlüğünü bıraktığım öğretim yılı sonunda, okulum sosyal ve kültürel olarak zirve yaptı. Her dalda birinci oldu. Sadece futbol da ilçe ikincisi oldu.

Tek bir idareci olarak 400 öğrenci, 25 öğretmenli bir okulda mesai gözetmeden çalıştım. Hiç bir işimi aksatmadım. Mektup atmak için pul parası bulunmayan okulu, sponsorlar (destekleyiciler) sayesinde çağdaş bir hale getirdim.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü adına çıkarılan dergide, sürekli yazarlık yaptım. Yazı denetleme kurulunda sürekli çalıştım. Reklam kurulunda yer alarak, derginin parasal sorunlarını çözdüm.

Mahalli gazetelerde; eğitim, çevre ve diğer konularla ilgili yazılar yazdım. Şiirler yayınladım. İlçemle(Çanakkale/Yenice) ilgili tek şiir bana aittir.

Mahalli radyolarda, kendi türkülerimi çaldım söyledim. Önemli günlerde, arkadaşlarımla etkinlikler düzenledim.

İlçem okulları adına, ilde düzenlenen resim sergilerine katıldım. İlçemdeki öğrencilerin eserlerinin diğer illerde sergilenmesini sağladım.

Okulumda, iki “Halk Oyunları” ekibi oluşturdum. İlçede en geniş kapsamlı “resim ve teknoloji tasarım” sergilerini açtım.

İlçemde düzenlenen, ”Doğa Yürüyüşü” etkinliklerine okulum öğrencileri ile katkıda bulundum.

Kimseye yaranamadım.

Ya-ra-na-ma-dım.

17.05.2004 tarihinde, idareci atamaları ile ilgili müracaatlar alındı. İlçemde 8 öğretmenin başvurusu kabul edildi. Biz 8 öğretmen, 29.06.2004 tarihinde mülakata alındık. 8 arkadaş bir arabaya binip gittik.

Sorumlu müdür yardımcısının odasında komisyon toplandı. Bizleri tek tek alıp görüşme yaptılar. Bazı arkadaşların, girdiği çıktığı bir oldu. Kimisi beş dakika bekledi, çıktı. Sıra bana geldi. Girdik, oturduk komisyonun karşısına. Kurbanlık koyun gibi. Beni görmek isteyenlerin bazıları benden iyi olsa…

Komisyon üyelerinin birçoğu o görevlere, bileğinin hakkı ile gelmemiş kişilerdi. Giyimleri bile şık değildi. Adamlarda kültürü bırak, bazıları giyinmeyi bile bilmiyordu. Ben o gün düz beyaz gömlek, koyu renk elbise giyip gitmiştim. Ha! Belirteyim. Ben kısa kollu ve desenli gömleklere kravat takmam. Arkadaşlara da takılmıştım. ”Pop Stara” gidiyoruz diye. Bir arkadaş ceketsiz gelmişti. Benim ceketi vermiştim.

Bu komisyon, ben çıktıktan sonra, yarım saat kimseyi içeri almadı.

Bu komisyonun başkanlığını yapan kişi benim çok iyi tanıdığım, geçmişte çok yardım ettiğim bir kişiydi. Yeniceliydi. Yenice’den bazı siyasilerden aldığı emirleri yerine getirmeliydi ki(!) bazı şeylerin bedelini ödesin… Kendisini o makama getirenlere “diyet” ödemeliydi. Bu “diyette” beni müdür yapmamaktan geçiyordu herhalde.

Sonuçta öyle oldu.7 arkadaş atandı asaleten. Ben okulumda vekâleten görev yapmaya devam ettim.

“Asaleten” müdür olamadık. Ben asaleten müdür olmayınca, büyük bir hizmet gerçekleştirilmiş oldu(!) Milli Eğitimin bütün işleri düzeldi(!) Bütün okullara çeki düzen geldi(!) İlçede bütün öğrenciler benim gibi birinden kurtulmuş oldu(!) Ben müdür olmayınca, vatan kurtarıldı vatan(!)

Gerekçesini bir dilekçe ile sordum.

Verilen cevapta; ”Mülakat Komisyonu’nca adayların istediği okulun iş hacmi, nitelik ve nicelik olarak potansiyel durumunu yönetecek gerekli deneyimi ve liyakate sahip olmadıkları kanaati oluşmuşsa adayların ataması zorunluluk göstermemektedir” ibaresi.

Gerekçe bu.

Yersen.

Beni bu cümleye takıp, idam ettiler.

Beni; bir okulu idare etmeye yeterli görmeyen beyler, beni bu görevden de alamadılar. Ne yaman çelişki.

Ben idare mahkemesine gittim. İki okula daha müdürlük istemiştim. İlçedeki diğer iki okul müdürünü de idare mahkemesi görevden aldı. Beni o iki okula, değerlendirmeye almadıkları için. Bende onların iki adamını yargı yolu ile ”yok” ettim. İlçenin huzurunu da bozdular böylece. İlçedeki ilköğretim okulları müdürsüz kaldı. Beni ortadan kaldırmak isterken, hem kendi adamlarını harcadılar, hem de ilçeye zarar verdiler.

Bu zarar hala devam ediyor.

Şimdi şu mülakat komisyonu değerlendirme formundaki konulara bir bakalım. Bu vereceğim notlar bana takdir edilen notlardır. (Puan Değeri:10 )

Türkçeyi Doğru Kullanma Becerisi:6

Genel Kültür:6

Genel kültür ve İletişim Becerisi:6

Tutum ve Davranış:6

Çözümleme, Birleştirme, İlişkilendirme Becerisi:6

Eğitim kurumu Yönetimine İlişkin Görüşleri:6

Atanacağı Okulun Özelliği hakkındaki Görüşleri:6

Eğitim Öğretim alanında Bugüne Kadar Yaptığı çalışmalar:6

Yönetici Olarak Atandığı Takdirde Uygulamayı Düşündüğü Projeler:6

Takdir Puanı:5

Ben ne beceriksiz, sünepe, paspal, kabiliyetsiz, terbiyesiz, kültürsüz biriymişim. Kısacası cahil bir adammışım. Vallahi de kendimden, haberim yokmuş benim.

Allah razı olsun, bu adalet dağıtan insanlardan.. Bu komisyon, ”beni bana” öğretti.

Kendimi tanıdım ya!

Diğer arkadaşların puanları, 10 üzerinden tam puan:100.

Görevden alınan iki arkadaş dayanamadılar, o yıl emekli oldular. Müdürlükten alınan arkadaşlardan sadece birisi, benim haklı olduğumu söyleyerek, üzüntüsünü belirtti.

“Mülakat Komisyonu” üyelerine, yaptıkları haksızlığı belirten birer mektup yazdım. Sadece, o zamanki teftiş kurulu başkanı mektubuma, telefon ederek cevap verdi. Üzüntülerini belirtti. Bana büyük haksızlık yapıldığını itiraf etti.

Ben bu olaydan sonra, gönlümden yaralandım.

Soğudum.

Ben okulumdan, ayrıldım artık.

Kendi isteğimle bıraktım okulumu.

Gönlüm kırılmıştı.

Bana yapılanları hak etmemiştim.

2007 Nisan ayından beri başka kurumdayım.

Bir ilköğretim okulu, benim gibi zararlı bir parazitten kurtulmuş oldu.

“Mülakat Komisyonu,” kutsal bir vatan görevini gerçekleştirmiş oldu böylece.

Bizler, ”Vatandaşlık ve İnsan Hakları” derslerinde çocuklara,” insanlara din, dil, ırk ve inanç” ayrımı yaparak, davranmanın yanlışlıklarını anlattık yıllarca.

“Siyasi” ve “ideolojik” davranmanın, insanlar arasında haksızlıklara neden olacağını, toplum huzurunu bozacağını anlattık çocuklara.

“Etik sözleşmeler” imzaladık.

Ayırım yapmayacağız diye, yeminler ettik.

Öğretmen olurken, “yemin” ettik. Bayrağımıza el bastık.

Herkese, “hak ve adaletle” davranacağımıza yemin ettik.

Öğretmenlik mesleğine yakışmayan bütün hareketleri, öğretmenlerin yapması ne acı..

Birilerinin, birilerini kayırması ne kötü. Birilerinin imtiyazı ile bir koltuğa oturanlar (kapanlar), her şeyi yapmayı bir “hak” olarak görüyorlar. Ne büyük acizlik.

Bu dönemde, son yıllarda, ne oldu da herkes idareci olmaya çalışıyor?

İdareci olabilmek için, her yol deneniyor.

Anlamış değilim.

Ben bir okulda tesadüfen idarecilik yaptım.

7 yıl içinde, çok güzel işlere imza attım.

Hiç kimse fark etmedi. Etmek istemedi.

Beni, “Türkçesi zayıf” diye değerlendirsinler, bir şey olmaz. İki kelimeyi bir araya getiremeyenler, ne söylerse söylesin

“Kültürsüz” diye not versinler bana, ekmeği ağaçta arayanlar.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Derler.

Benim yaptıklarım ortada.

Benim adım, en az bir yerlerde kalacak.

Ya onların?

“Bekâr bayan öğretmeni eş durumundan atayanlar” ne yapacak?

“Kendi adamlarının puanında sahtekârlık yapıp başkalarının hakkını yiyenler” ne olacak?

Göreceğiz.

Biz görmesek, başkaları görecek.

“Bana yapılan haksızlık, başkalarına haksızlık yapmama davranışımı” daha da kuvvetlendirdi.

Hepinize, “hakkımı” helal ediyorum.

Haksızlık yapmayı fazilet sayanlar!

Üzerinizdeki ”kul” hakkını, nasıl iade edersiniz sahiplerine bilemiyorum.

Ben, “orta yerindeyim” yaşadığım yer olan Yenice’nin…

Bana bu haksızlığı yapanlar, siz Yenice’nin neresindesiniz?

Ben şimdi yine Yenice Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndayım.

Geriye döndüm.

Aradan dört yıl geçmiş.

Eyvah! Ben geri döndüm.

Ne olacak şimdi?

“Türkçesi zayıf öğretmen” geri döndü.

Yandı güzelim, keten helva!

Yanmadı.

Ben Yenice’yi de terk ettim.

Bir okula bileğimin hakkıyla müdür oldum.

Adalet geç olsa da tecelli etti.

Ne olacak şimdi?

  03.09.2010 21:09
Çanlı Dostlar

Çan Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi kuruluşunun 20.yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Almanak Tanıtım Yemeği”, Salı günü akşamı Kale Seramik (Ülkü Pınarı)

Çan Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi kuruluşunun 20.yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Almanak Tanıtım Yemeği”, Salı günü akşamı Kale Seramik Havuzbaşı Sosyal Tesislerinde verilen iftar yemeği ile yapıldı.

  03.09.2010 16:09
Ülkü Pınarı

OKUL ALIŞVERİŞİ VELİLERİ ZORLAYACAK

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala okul masrafları ile ilgili masraf kalemleri de belli olmaya başladı. Bu yıl bayram alışverişleriyle birlikte başlayan okul alışverişleri velilerin keselerini zorlarken, okul çantalarının fiyatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 30 arttı.
Ana Okulları ile İlköğretim 1. sınıflar bayramdan sonraki ilk Pazartesi olan 13 Eylül`de eğitim öğretime başlayacağı için okul alışverişlerinin de bayram öncesi yapılması gerekiyor.

Bu durum hem bayram hem de okul alışverişini aynı zamanda yapacak pek çok ailenin kesesi zorlanırken, okula yeni başlayacak bir ilköğretim okulu öğrencisi için geçen yıl 60 lira olan giyim harcaması, bu yıl 70-80 lira arasında değişiyor.

EN UCUZ ALIŞVERİŞ 75-100 LİRA

En ucuz ürünler seçilerek yapılan kırtasiye alışverişinde okula yeni başlayacak bir öğrenci için toplam harcama 75-100 lira aralığında değişiyor.

Kırtasiye ürünlerinde kalem, defter, silgi, sulu boya, kuru boya, cetvel, sayma çubuğu gibi pek çok üründe geçen yılın Eylül ayındakiyle şuanki fiyatlar hemen hemen aynı düzeyde bulunuyor.

Okula yeni başlayacak çocukların aileleri için en önemli harcama kalemlerinden biri olan önlük fiyatında ise yaklaşık yüzde 8 oranında artış yaşandı. Geçen yıl yine okulların açıldığı dönemde standart bir mavi önlük 26 liradan satılırken, bu yıl aynı önlüğün fiyatı 28 liraya çıktı.

Okul ürünleri içinde en büyük artış ise okul harcamalarının en büyük kalemi olan çantalarda yaşandı. Geçen yıl en fazla 45 lira olan standart okul çantaları bu yıl yaklaşık yüzde 30 oranında artış göstererek 60 liraya çıktı.

Çan’da ki birçok mağaza, vatandaşın bayramla birlikte zorlanacağını düşündüğü için okul alışverişlerinde taksitlere ve kampanyalara başladı.

  03.09.2010 00:09
Çanlı Dostlar

VEFAT…HİKMET KAMİL UYGUN

Birsen UYGUN’un eşi, Hasan ve Hakan UYGUN’un babası
1954 doğumlu,

Çan Eşrafından,Hasan UYGUN’un oğlu,

İyi insan, arkadaş ve dost,

“HACI” HİKMET UYGUN

Hakk’ın Rahmetine Kavuşmuştur.

Cenazesi 02 EYLÜL 2010 Perşembe günü, Öğle  Namazına müteakiben Çan Çarşı
Camiinden kaldırılarak belediye mezarlığına defnedilecektir.

Merhuma Allah’tan Rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz…

ÇANLIDOSTLAR

  02.09.2010 16:09
Çanlı Dostlar

VEFAT…HİKMET UYGUN

Birsen UYGUN’un eşi, Hasan ve Hakan UYGUN’un babası
1954 doğumlu,

Çan Eşrafından,Hasan UYGUN’un oğlu,

İyi insan, arkadaş ve dost,

“HACI” HİKMET UYGUN

Hakk’ın Rahmetine Kavuşmuştur.

Cenazesi 02 EYLÜL 2010 Perşembe günü, Öğle  Namazına müteakiben Çan Çarşı
Camiinden kaldırılarak belediye mezarlığına defnedilecektir.

Merhuma Allah’tan Rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz…

ÇANLIDOSTLAR

  02.09.2010 13:09
Çanlı Dostlar

Yurtdışından Birincilik Ödülü !

Çan Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu Ekibi Yurtdışından Birincilikle Döndü. Macaristan ın Satoraljaujhely kentinde 22. si düzenlenen Zemplen uluslararası Halk Dansları Festivalinde Çan Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu 10 ülke arasında en iyi performans dalında birincilik alarak büyük bir başarıya imza attı.

  02.09.2010 00:09
Çan Belediyesi

Çan Emniyet Müdür Yardımcısı Tuğrul TÜRK’ün yürütmekte olduğu İlçe Emniyet Müdürlüğü görevine yeni atanan Fadıl GÜÇLÜ, görevine başladı (Ülkü Pınarı)

ÇAN EMNİYET MÜDÜRÜ FADIL GÜÇLÜ YENİ GÖREVİNE BAŞLADI

  02.09.2010 00:09
Ülkü Pınarı

Terzialan Belediyesi tarafından her yıl Ramazan ayı içinde kutlanan “Kadir Gecesi’nde verilen ve geleneksel hale gelen iftar yemeği, bu yıl 30 Ağustos (Ülkü Pınarı)

Terzialan Belediyesi tarafından her yıl Ramazan ayı içinde kutlanan “Kadir Gecesi’nde verilen ve geleneksel hale gelen iftar yemeği, bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramını kutladığımız Pazartesi günü akşamı verildi.

  02.09.2010 00:09
Ülkü Pınarı

OKUL MÜDÜRLERİNİN YERLERİ DEĞİŞTİ (Ülkü Pınarı)

Çan Şehit Engin Eker İlköğretim Okulu Müdürü Nihat MUTLU Merkez Anadolu Öğretmen Lisesi Müdürlüğüne,
Çan Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Fahri KURTCU, Merkez Mehmet Pehlivan Mesleki Eğitim Müdürlüğüne

  02.09.2010 00:09
Ülkü Pınarı

ÇAN’DA "EVETÇİLER" ÖNDE Mİ?

Yaklaşan 12 Eylul Referandum oylaması öncesi Çan’da ki ‘evetçiler’ Ak Parti  ilçe merkezindeki afişlerle ve süslenen araçlarla evet çağrısı yapıyor.

Araştırmalara göre AK Partili seçmenin yüzde 94.5’i, CHP’li seçmenin yüzde 91.5’i, MHP’li seçmenin ise yüzde 88.3’ü referandumda oy kullanacak. Referandumda seçmenine boykot çağrısı yapan BDP’de ise sandığa gideceklerin oranı yüzde 49.9 çıktı.En çok beğeni toplayan slogan yüzde 50.4 ile AK Parti’nin, “Sevdamız millet; oyumuz evet’’ sloganı oldu.

12 Eylül’de oylanacak olan AKP’nin Anayasa değişiklik paketi konusunda siyasi partilerin, sendikaların ve derneklerin tutumları netleşiyor. Referandumda ‘Evet’ ve ‘Hayır’ oyu kullanacak olanların tutumları hemen hemen kesinleşiyor.

Çanakkale de ise ÇAGİAD Yönetim Kurulu 12 Eylül’de gerçekleştirilecek olan referandumda evet oyu kullanacaklarını kamuoyu ile paylaştı.

Çanakkale 18 Mart Roman Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Ali Çalışır
, referandumda ‘evet’ oyu kullanacaklarını söyledi.

Çanakkale TSO Başkanı İlhami TEZCAN
,”TÜRKİYE’DE yeni bir anayasanın vakti geldi. 30 yılda dünyada ticaret değişti, ekonominin kuralları değişti. Bu değişime ayak uydurmak gerek. Pakette bazı maddeler eksik olsa da kesinlikle yeni anayasa desteklenmeli ve ‘evet’ denilmelidir.”

Siteniz Çanlıdostlar’da ise, Referandumda Oyum diye başlattığımız anketimizde “Hayırcılar” açık ara önde gidiyor.

‘SİVİL ANAYASANIN İLK ADIMLARI’

AK Parti Çanakkale Milletvekili Müjdat KUŞKU ise,  Anayasa değişiklik paketine ‘Evet’ oyu istedi. Referandumun siyasi bir nitelik taşımadığını hatırlatan Kuşku; “Bu bir siyasi seçim değil. İktidar değişikliği değil. Bu tamamen halkımızın oyuna sunulacak 26 maddelik Anayasa paketinin oylanması.
Anayasa bir devletin pusulası. Devletin temel uzlaşma metni. Türkiye’de üç Anayasa yapıldı. Maalesef hiçbirini siviller yapamadı. Ülkemiz şiddetle sivil bir Anayasa’ya ihtiyaç duymaktadır. Yeni ve Sivil bir Anayasa’nın ilk adımlarını 26 maddelik Anayasa değişiklik paketiyle başlatmış oluyoruz.” şeklinde konuştu.

‘HAKKINI ARAMA İMKÂNI SAĞLIYORUZ’

12 Eylül’de oylanacak Anayasa değişiklik paketinin bireyi, kamu otoritesine karşı güçlendirdiğine dikkat çeken Kuşku,  şöyle devam etti; “Anayasa paketiyle bireyi kamu otoritesine karşı güçlendiriyoruz. Anayasa değişiklik paketiyle kamu denetçisi kurumu kuruluyor. Gelişmiş bütün ülkelerde olduğu gibi, vatandaşa bireysel hak arama imkânı getiriyoruz. Ayrıca Türk insanına Anayasa Mahkemesine gidip hakkını arama imkânı sağlıyoruz.”

‘AK PARTİ’YE EVET Mİ, HAYIR MI? REFERANDUMU DEĞİL’

Referandumla ‘AK Parti’ye evet mi, hayır mı?’ oylamasının yapılmayacağını vurgulayan Çanakkale Milletvekili Kuşku, değişiklik paketinin; kadınlara, çocuklara, şehit ailelerine ve gazilere pozitif ayrımcılık getirdiğini ve ülkede demokrasinin oturması, egemenliğin güçlendirilmesi açısından önemli düzenlemeler içerdiğini aktardı.

  01.09.2010 22:09
Çanlı Dostlar

BAŞKANIMIZIN ZABITA HAFTASI MESAJI

Halkın sağlığını ve huzurunu tehdit eden tüm unsurlarla mücadele eden Zabıta teşkilatının kuruluş yıldönümünü en içten dileklerimle kutluyorum.

  01.09.2010 14:09
Çan Belediyesi

Çan Belediyesinden Mehter Konseri

Çan Belediyesi tarafından düzenlenen ikinci Ramazan Etkinlikleri çerçevesinde, Cumartesi günü ilçemize gelen İnegöl Mehter Takımını, iftar saatinden önce Saat 19.00 da ilçemiz Şehit Mustafa Kaya caddesi, Çanakkale Caddesi, Mesut Hulki Önür caddesi, Bülent Ecevit caddesi güzergâhında yapmış olduğu Mehter yürüyüşü vatandaşlardan oldukça ilgi gördü.

  01.09.2010 11:09
Çan Belediyesi

ÜLKEMİZİN İLK BETONARME ASMA KÖPRÜSÜ ÇAN’DA

Ülkemizin tarihini ne kadar biliyoruz? Peki ya Çan’ın tarihini? Çan’da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilklerinden biri olduğunu söylesek ne kadar inanırsınız? Köprüler için genellikle “Gerdanlık, kolye gibi” benzetmesi yapılır.  Ancak Çayırlar Mahallesi’nde Ç.L.İ. girişinde bulunan, Asma Köprü yani Atav Köprüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk betonarme köprüsü..Yıllarca Çan’dan Çanakkale yönüne gitmek için bu köprüden geçilmeden gidilemezdi. Çanakkale – Çan Karayolu, Çan çıkışı değiştirildiğinden beri bu köprüden sadece Çan Linyit İşletmelerine geçmek için kullanılmaktadır.

Geçmişi günümüze bağlayan yapıların başında, yıllara meydan okuyan köprüler geliyor. Görünüşleri, bıraktığı etkiler, üstlerinden geçerken hissettirdikleri, çevresinde barındırdıkları ve konumlarıyla birbirinden farklı özellikler içeren köprüler, yüzyıllardır insanları birbirlerine kavuşturuyor.  Çanakkale Seramik Fabrikaları kurucusu Sn. İbrahim Bodur’un anılarında Asma Köprüyü şöyle bahsediyor;

“Çanakkale- Balıkesir 212 km. stabilize karayolu Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk karayoludur. Bu karayolu üzerinde yapılan tüm betonarme köprüleri İnşaat Yüksek Mühendisi Ferruh Atav tarafından inşa edilmiştir. Bu görev Atav’a bizzat Atatürk tarafından verilmiştir. Çan İncedere üstündeki bu betonarme asma köprü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin betonarme olarak yapılan ilk asma köprüsü olarak; tarihi ve milli değere sahiptir. Ferruh Atav bu köprünün yapılışı sırasında 1929-33 yılları arasında babam Hasan BODUR ile tanışıyor. Sonrasında ise 1959 ve vefat ettiği 1969 yılları arasında ise Kaleseramik Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmış. Çan’da bulunduğu sırada rahatsızlanıp vefat eden Atav, İzmir’de toprağa verilmiştir.”

  31.08.2010 21:08
Çanlı Dostlar

İstanbul dan Keşan istikametine seyreden Artur Zincir (21) yönetimindeki 34 PH 5882 plakalı otomobil, Yenimuhacir Beldesi kavşağında şarampole devrild (Ülkü Pınarı)

İstanbul dan Keşan istikametine seyreden Artur Zincir (21) yönetimindeki 34 PH 5882 plakalı otomobil, Yenimuhacir Beldesi kavşağında şarampole devrildi. Kazada yaralanan sürücü ve otomobilde bulunan Mustafa Yıldırım (22) ile Çağla Yerli (21) Keşan Devlet

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

Kale Grubu nun 53 üncü Geleneksel İftar Yemeği Verildi (Ülkü Pınarı)

Kale Grubu Şirketleri nin ana kuruluşu Kaleseramik Fabrikaları nın kuruluşundan bu yana 53 yıldır geleneksel olarak her yıl düzenlenen Fabrikalar Geleneksel İftar Yemeği, bu yıl rahatsızlığı nedeniyle doktorları tarafından Çan a gönderilmeyen Kale Grubu Ş

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

30 Ağustos Zafer Bayramı Çan da da Törenle Kutlandı (Ülkü Pınarı)

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü, Çan da düzenlenen törenle kutlandı.

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

Kaymakam Gözen ile Başkan Kuzu dan Zafer Bayramı Kutlama Mesajı (Ülkü Pınarı)

Çan Kaymakamı Hasan Gözen ile Çan Belediye Başkanı Abdurrahman Kuzu, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

MHP den Çan da "Hayır" Turları (Ülkü Pınarı)

MHP den Çan da "Hayır" Turları

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

Çan da Mehter Gösterisi (Ülkü Pınarı)

Çan da belediye tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Ramazan Etkinlikleri kapsamında "Mehteran Gösterisi" yapıldı.

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

ÇAN ZİRAAT BANKASI ŞUBESİNDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI (Ülkü Pınarı)

ÇAN ZİRAAT BANKASI ŞUBESİNDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI

  30.08.2010 23:08
Ülkü Pınarı

Pratisyen Doktorun Densizliği

Kısa açıklama bulunmamaktadır. Detaylı bilgi için http://gazetecan.com/?p=2210 linkini kullanabilirsiniz.

  30.08.2010 20:08
Güncel - Aktüel

AKP‘ lilerin Gücü Boyacıya Yetti

Kısa açıklama bulunmamaktadır. Detaylı bilgi için http://gazetecan.com/?p=2209 linkini kullanabilirsiniz.

  30.08.2010 20:08
Güncel - Aktüel

SÜLÜK HER DERDE DEVA MI?

Çocukluğumda analarımız,teyzelerimiz,hamamlarda, bahçelerde ellerine,ayaklarına sülük vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere yani gençlere bunu anlatabilmek çok zor! Bu iş, iptidai bir metot olarak bilinirdi. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir.

Sülük tedavisi yaklaşık 2500 yıl önceye dayanmaktadır.Bu ilginç canlı, mikro cerrahide ve plastik cerrahide küçük bir ısırık ile işleme geçer.Sonucunda kanı emdiği sırada enzimler salgılayarak kan dolaşımını sağlamaktadır.Mikro cerrahiler tarafında “maden” olarak anılan bu canlılar, İngilizler de ise “canlı eczane” lakabıyla anılmaktadır.

Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de kanlarını akıttırıyorlar?
Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan aldırmağa kalksanız; mutlaka canınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz. Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda keşfetti?

Bu tıbbi sülükler iç güdüleriyle hareket ederek,hastalık ve yara ne olursa olsun vücutlarında barındırdıkları enzimleri salgılayarak iyi bir iş çıkarmaktadırlar.

Sülük tedavisinin işe yaradığı bazı hastalıklar; varis, sivilce, irin, egzema, sedef, migren ve baş ağrısı hastalıkları, göz hastalıkları, epilepsi çeşitleri, iktidarsızlık, afrodizyak, yüksek tansiyon, kulak hastalıkları, felç, kısmi felç, kollestrol vb. gibi bir çok hastalıkta ve alanda sülük tedavisi uygulanmaktadır.

Tedavi sırasında sülüğün karnını doyurması 45 dakikayı bulur.45 dakika sonrasında yapıştığı yerden bir anda ayrılır.Tedavi sırasında ısırdığı yerden çekip çıkartılmaya çalışılmamalıdır.Eğer alınmak isteniyorsa, az miktarda sigara dumanı veya ısı kaynağı sülüğün ısırdığı bölgeden ayrılmasını sağlayacaktır.

Manisa’dan gelen bu sülükler, Çan Pazarında da bulunabilir.

  30.08.2010 19:08
Çanlı Dostlar

Ölüm Sana Yakışmadı ÇAĞLA’M…

Kısa açıklama bulunmamaktadır. Detaylı bilgi için http://gazetecan.com/?p=2208 linkini kullanabilirsiniz.

  30.08.2010 19:08
Güncel - Aktüel

* Çan-Çanakkale Karayolu’nda Sona Gelindi

* Yapımına yaklaşık 13 yıl önce 1997 yılında başlanan Çan-Çanakkale Karayolu inşaatında çalışmaların hızla devam ettiği ve sona gelindiği açıklandı.

  30.08.2010 17:08
Gazete Alternatif

* 30 Ağustos Zafer Bayramı Çan’da da Törenle Kutlandı

* 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü, Çan’da düzenlenen törenle kutlandı.

  30.08.2010 17:08
Gazete Alternatif

* Kaymakam Gözen ile Başkan Kuzu’dan Zafer Bayramı Kutlama Mesajı

* Çan Kaymakamı Hasan Gözen ile Çan Belediye Başkanı Abdurrahman Kuzu, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

  30.08.2010 17:08
Gazete Alternatif

* MHP’li Cengiz’den Çan’da "Hayır" Turları

* MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, Çan ilçe merkezi ile köylerinde 12 Eylül’de yapılacak Halkoylamasında hayır oyu kullanmalarını istedi.

  30.08.2010 17:08
Gazete Alternatif

« Önceki Haberler  

Corner Emlak Engin Özkan Şikayet