Çan Güzeli
Çan Güzeli
Hiç yoktan
Çan’ı bildim yokluğunda
Lapa lapa geçtim Kocabaş’tan
Başsız gövdeler gibi geçtim
Kimseler bilmezdi seni
Kimin gücü yeterse
Kimin umudu varsa
Ben orda yoktum.
Şimdi sen gelsen!
Köyden ‘açık araba’larla
Pazara gelse insanlar
Çay boyunda panayır kurulsa
Osman Agam çevirme çardaklarında
Biz gondolda alsak soluğu
Sen
Özledim! Desen
Ben özlemimi dindirsem
Ve
Çan buna şahit olsa
Bir ulu mabet gibi
Şahin tepesi
Her vakit hazır olsa ziyarete
Bir âşık narası
Bir ayyaş sesi
Geceyi erdirse nihayete
Kobaksuyu’yla demlense muhabbetler
Aksu’yla tatlansa özümüz.
Erenler Tepesi’nde açan
İlk gelincik
Şahitlik etse aşkımıza
İki mavi benekten içsem
Masumiyeti
Susasam
Kimseler bilmese yalnızlığımı
Çan Terminali’nden
Seni gönlümün en uzak köşesine uğurlasam
Otobüslere el etsem sensiz
Yaz akşamlarını dizsem hülya ipliğine
Asma altlarında dinlense çay kaşıkları
Kısır’laştıkça
Daha bir zenginleşse sohbetlerimiz
Bazlamaları banıp banıp üzüm pekmezine
Kandil gödeklerini dağıtsak konu komşuya
Bir mübarek akşamda
Çan müezzinleriyle
Kanatlansak
Huzur beldesine.
Ayva boğumu bir akşamda
Ekim düğümlense boğazına
Kopçası düşse şehrin
Hırkası sıyrılsa omzundan
Yine Postane önünde
Görücüye çıksa mantar sepetleri
Ilıca’da adımlarımız karışsa
Emekliler demlense Menderes’te
Biz Öğretmenevi’nde
Son çayımızı yudumlasak
Ya da SEN çıkıp gelsen
“Ya da”sı yok!
Gerisi Çan zaten!
Sen demek
Hala Çan demekse
Telaşlıysa şalvarının rüzgârı
Büsbütün sevdaysa atkın
Esmer panayırlarda
Duyuluyorsa namın
Ve biliniyorsa
Çan sokaklarında adımların
Dost meclisinde
Hala ‘Çan Güzeli’dir adın
İlgili Haberler:
12-04-2008 / 02:12 pm
Köşe Yazıları
Yorum yapılmamış »
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
You must be logged in to post a comment.

