Tarih: 05 Mart 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
Yrd. Doç. Dr. Gülgün YAZICI *
İslamda kadını ele almak için öncelikle İslamı ve İslamın insana bakışını, insan anlayışını incelemek gereklidir. İslam dininin temel kaynağı olan Kur’an’da belirtildiğine göre insan, Allah’ın yeryüzündeki halifesidir, bundan dolayı ahsen-i takvim üzere yani en güzel şekilde yaratılmıştır, bütün yaratılmışlara üstün kılınarak eşref-i mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) olarak anılmış ve kendisine bütün meleklerin secde etmesi istenmiştir. Bunlar Kur’an ayetleriyle sabit hususlardır. Ayrıca İslam dini, insanlara iyiliği, adaleti emreden, kötülüğü ve zulmü yasaklayan, toplumun bütün fertlerine yönelik bir merhamet anlayışına dayalı ilahi adaletin toplumda hakim olmasını isteyen bir dindir. O halde İslamın bu esaslarıyla uyumlu bir kadın anlayışı olmalıdır – ki vardır- ve insanlığın yarısından fazlasını oluşturan kadının aşağılanması, İslam diniyle ve İslam dininin insan anlayışıyla bağdaşmaz. Daha fazla bilgi »
Tarih: 03 Mart 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
Şuayip ODABAŞI
sodabasi-57@hotmail.com
Günümüzde teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ve ilerliyor ki sormayın.
Satın aldığınız bir şey, satın almamızla birlikte eskiyor.
Daha üstün nitelikteki bir ürün konuluyor önümüze.
Ayak uyduramıyoruz gelişmelere. Ne para yetiyor ne de zaman.
Bu söylediklerim, bilgisayar teknolojisinde çok geçerli.
Diğer sektörlerde de geçerli bu durum aslında.
Günümüzde, “Moda” kavramı bir girdap gibi içine çekiyor bizi. Bütün insanları tam bir tüketici yapıyor. Hem de sorumsuz bir tüketici.
** Daha fazla bilgi »
Tarih: 18 Şubat 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
Şuayip ODABAŞI
sodabasi-57@hotmail.com
Sözlükte şişenin tarifi aynen şöyle;
“Camdan yapılmış, ağzı dar uzunca kap”
Sizi bilmem ama, bana göre bu tarif, günümüz “şişelerine” hiç uymuyor.
Ağzı dar, ağzı geniş, uzun-kısa, şişko-zayıf; günümüzde çeşit çeşit şişe var.
Kimi şişelerin ağzı sıkıştırma kapaklı, kimisi vidalı, kimisi mantar, kimisi de plastik tıpalı.
Tirbişonla açılan şişeler, elle açılan şişeler, kıçına yumruk vurularak açılan şişeler, açılmayıp kırılan şişeler… Bir sürü şişe. Hepsini açma yöntemi farklı farklı.
Şişelerin ana maddesi kum. Eritiyorlar kumu. Şekil veriyorlar. Renkli-renksiz istedikleri gibi üretiyorlar. Üfleyip üfleyip şişe yapıyorlar. Daha fazla bilgi »
Tarih: 09 Şubat 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: Serkan Yaramaz
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Başbakanlık Merkez Bina’da düzenlenen basın toplantısıyla Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yapılan “İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı.
Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunu gençlerin ve çocukların oluşturduğuna dikkati çeken Çubukçu, interneti doğru, güvenli ve bilinçli bir şekilde kullanmanın önemine değindi.
Daha fazla bilgi »
Tarih: 04 Şubat 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
Ben dilbilimci değilim. Türkçe Öğretmeni de değilim. Dilimiz ile ilgili bütün kuralları bilirim diye, bir iddiam ve ısrarım da yok. Yalnız konuşurken yapılan, çok belirgin olan hatalara da sabır gösteremiyorum.
TRT 1 televizyonunda “Büyük Kedilerin Günlüğü” diye bir belgesel izliyorum.
Aslanlar bir ağacın altında, öğle sıcağında uyuyorlar. Bir dişi aslan, kendilerine doğru yaklaşan antilop sürüsünün kokusunu alıp başını kaldırıyor, kulaklarını dikip dikkat kesiliyor. Daha fazla bilgi »
Tarih: 02 Şubat 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
“Nerede çıplak ve yiyeceksiz görürsen, bil ki o ustadan kaçmıştır”
Mevlânâ, Mesnevi, C. 2, beyit no: 2574
Hz. Ömer’in zamanında bir yangın oldu. Ateş, taşları bile kuru ağaç gibi yakmaktaydı. Yapıları, evleri yakmağa, hatta kuşların kanatlarını ve yuvalarını bile tutuşturmağa başladı. Alevler şehrin yarısını sardı. Su bile ondan korkmakta, şaşırmaktaydı. Akıllı kişiler, ateşe kovalarla su ve sirke döküyorlar. Yangın inada gelip alevini artırıyordu. Ona Tanrı yardım etmekteydi. Halk Ömer’e yüz tuttular, koşa koşa gidip “Yangınımız suyla sönmüyor?” dediler. Ömer “O yangın, Tanrı alâmetlerindendir. Sizin hasislik ateşinizden bir şûledir. Suyu bırakın yoksullara ekmek dağıtın. Eğer bana tâbi iseniz hasisliği terk edin” dedi. Halk, Ömer’e “ Bizim kapılarımız açık. Cömert kişileriz, mürüvvet ehliyiz, dediler. Ömer dedi ki: “ Siz, âdet olduğu için yoksullara ekmek verdiniz, Tanrı için eli açık olmadınız. Öğünmek, görünmek, nazlanmak için cömertlik etmektesiniz; korkudan. Tanrı’dan çekinmeden, ona niyaz etme yüzünden değil!” Mal tohumdur, her çorak yere ekmek; kılıcı her yol vurucunun eline verme! Din ehlini kin ehlinden ayırt et; Hakla oturanı ara, onunla otur! Herkes, kendi kavmine ( meşrebine uygun kimselere) cömertlik gösterip mal, mülk verir, Nâdan kişi de bu suretle bir iş yaptım sanır. (1) Daha fazla bilgi »
Tarih: 01 Şubat 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: Serkan Yaramaz
Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak çalışan DESA’nın (Department of Economical & Social Affairs) hazırladığı “E-Devletten Ağ Devlete 2008” raporunda Türkiye e-devlete hazır olma sıralamasında 189 ülke arasında 16 basamak düşerek 76′ıncı sıraya geriledi.
Türkiye, 2005 yılındaki raporda, 179 ülke arasından 60′ıncı sırada bulunuyordu. Daha fazla bilgi »
Tarih: 26 Ocak 2008 | Kategori: Güncel - Aktüel, Köşe Yazıları | Yazar: Serkan Yaramaz
facebook’a geçenlerde katıldım. Haklısınız facebook arkadaş bulmak açısından çok faydalı bir site fakat bilmem duydunuz mu ama en az yararı kadar zararı da var. Size bana gelen bir maili aynen iletiyorum, bu haber 2 gün önce de ana haber bültenin de çıktı. bence arkadaşlarınızı ararken dikkatli olun.
Facebook başınıza nasıl bela olur? Daha fazla bilgi »
Tarih: 23 Ocak 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: Serkan Yaramaz
Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesinin Ankara’daki internet kafelerde yaptığı araştırma, dünyada da giderek artan bilgisayar bağımlılığı tehlikesinin Türkiye’nin de kapısına dayandığını ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, 15 yaşından küçükler günde 1-5 saat, 16-19 yaş grubu 1-7 saat, 20-24 yaş grubu 1-10 saat, 24 yaşından büyük olanlar ise 30 dakika-15 saat arasında bilgisayar karşısında vakit geçiriyor.
Daha fazla bilgi »
Tarih: 21 Ocak 2008 | Kategori: Köşe Yazıları | Yazar: necati
Yunus Emre, 13. yüzyıl Anadolusunda yaşamış, tıpkı Hz. Mevlânâ, Hacı Bektaş-ı Veli, Nasrettin Hoca gibi Türk Müslümanlık tarihinin, Türk tasavvuf tarihinin, Türk Edebiyatı tarihinin, hasılı Türk kültür tarihinin en önemli simalarından biri, bir mutasavvıf Türk şairidir. Türk millî benlik ve kimliğinin oluşmasında, şekillenmesinde bütün bu saydığımız isimlerin çok önemli etkileri vardır. Bundan yaklaşık 800 yıl önce yaşamış olmalarına rağmen mesajlarını çağlar ötesinden günümüze kadar ulaştırabilmiş olan bu şahsiyetler, 21. yüzyılda dahi Türk insanının zihninde, gönlünde sevgi, barış ve hoşgörüyü işleyen şiirleriyle, düşünceleriyle, fıkralarıyla yaşamaktadırlar. Daha fazla bilgi »
« Önceki sayfa —
Sonraki sayfa »