Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Çan Şubesi Başkanı Bülent Öz, Kadınlar Günü nedeniyle yazılı basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasında, “Kadını özgürlük adı altında esaret altına alan AKP iktidarı kadını sadece cinsel meta olarak görüyor. Saç teline bakarak aklına saçma sapan şeyler getiren bir anlayış var ülkemizde” görüşüne yer veren ADD Çan Şube Başkanı Bülent Öz, “Din adına, inanç adına yapılıyor desek başka bir yerde kapanıp başka yerlerde başını açan bir çok hanım yada kız arkadaş tanıyorum. Bu olayı anlamak mümkün değildir.Madem inançsa burada Allah varda orda Allah yok mu sorarım sizlere.Bu anlaşılmaz düşünce yapısının altında yatan toplum baskısı mı yoksa eğitimsizlik mi? Belki her ikisi de. 85 yıllık Cumhuriyet tarihinde kimse kadınımızın başörtüsüne dil uzatmadı ve inancı gereği herkes özgürce hayatını yaşadı. Fakat burada AKP iktidarının amacı bambaşka. Ülkeyi karanlığa götürmekten başka bir anlayış göremiyorum.
Evet bugün ülkemizde artık kadının başı da adı da yok ve bu süreç hızla devam ediyor. Kadınımız bu gidişle yakında hiçbir sosyal ve siyasi hayatta yerini alamayacak. Siyasi İktidar, kadını her alanda arka planda olmasını öngörüyor. Oysa Atatürk dönemi öyle miydi? Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk Kadınına bir çok ülkeden önce vermedi mi kadının hakkını, seçme ve seçilme haklarını” ifadelerini kullandı.
Çan ADD Başkanı Öz’ün yazılı basın açıklaması aynen şöyle:
“Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda çağdaş ve dünya ülkelerine örnek bir devlet olmasını istiyordu. Devleti idare şeklinde, kılık kıyafette eğitimde ve hukukta yapılan köklü değişiklikler bu yolda önemli adımlar oldu. Bu zincirin bir halkası da Kadın Haklarıydı. O’na göre kadınların erkeklerle eşit olmadığı bir toplum ‘Ben medeniyim’ diyemezdi. 30 Ağustos 1925’te Kastamonu’da yaptığı konuşmada; ‘Bir sosyal topluluk, bir millet, erkek ve kadın denilen iki tür insandan oluşur. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını geliştirelim, diğerine müsamaha edelim de kitlenin bütününü ilerletebilmiş olsun. Mümkün müdür ki, bir insan topluluğunun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer bölümü gökyüzüne yükselebilsin. Şüphe yok, gelişmenin adımları dediğim gibi, iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmalı ve gelişme ve yenilik alanında birlikte, kesin bir tavır alınmalıdır. Ancak böyle olursa inkılâp başarılı olacaktır’ diyerek inkılâpların ana felsefesini ve kadın hakları ve eğitimi konusunun önceliğini belirtmişti. Oysa günümüz Türkiye’si kadını erkekle arkadaş kılan, birlikte aynı haklara sahip kılan bir anlayıştan hızla uzaklaşıyor.
Bakın yeni kabul edilen Sosyal Güvenlik Yasasına artık kadınlarımız Yasaya göre, yüksek öğrenim görmüş 25 yaşından büyük kız çocukları, kendisine bakmakla yükümlü kişinin sağlık sigortasından yararlanamayacak. Sadece bununla sınırlı değil. Bu yasayla birlikte kadınlarımızın kazanılmış hakları elinden alınmaktadır. Lütfen bu yasayı inceleyiniz. Bakınız; İslâmiyetin kabulünün ilk zamanlarında Türk kadınının öğretmen, hatip, şair ve hatta asker olarak görev yaptıklarını biliyoruz.. Ancak zamanla, özellikle Arap toplumunun kız çocuklarına değer vermemesi, Müslümanlığı kabullenen Türk toplumunda da etkisini göstermiştir. Bu dönem Türk kadını, erkekten pasif bir konuma itilmiştir. Osmanlı Devleti yönetiminin kadına karşı bu katı tutumu benimsemeleri ve uygulamaları, Türk kadınını peçe altına kafes arkasına mahkum etmiştir. Bu dönemde kadın adeta inzivadadır.Yani bu sakat düşünce yapısı, Osmanlı’yı toplum yapısı bakımından cinslerin ayrılığı üzerine kurulmuş iki ayrı dünyadan oluşturmuştu. Erkeğin dünyası kamusal, kadının dünyasıysa özeldi, mahremdi ve ailenin içinde idi. Eve kapatılıp çarşaf giymeye mahkum edilen kadının, toplum hayatındaki rolü önemli ölçüde sınırlanmıştı.
Osmanlı döneminde, kadın, eğitim hizmetlerinden de yoksun bırakılmıştır.
Ailede, erkeğin, hukuksal ve sosyal üstünlüğü kadını iyice güçsüzleştirmiştir. Bunun sonucu olarak erkek, birden çok kadınla evlenebilme özgürlüğüne kavuşmuştur. Üstüne üstlük erkek, dilediği zaman tek taraflı bir irade ile eşini boşayabilme hakkını kendinde bulmuştur. Evlilik çağına gelmiş veya öyle düşünülmüş kız çocukları, erkek çocuklara nazaran, mirastan yarım pay alması hükmü getirilmiştir. Mahkemede kadın şahidin ifadesi, erkek şahidin ifadesinden değersiz kabul edilmiştir. Kadınlara ücretli çalışma hayatı kapalı tutulmuştur. Siyasi İktidar maalesef aynı sürecin tohumlarını yeniden atmaktadır. AKP’nin derdi özgürlük değildir. AKP’nin amacı kadına tutsaklığı ve esareti getirmektir. Şu safhada düşüncelerime katılmayanlar çok yakın zamanda gerçeği göreceklerdir. Size bir soru. Din ve inanç adına türban serbestliği getiren hükümet neden faizi de yasaklamıyor? İslam dininde en büyük haram hatta yasak faizdir. Yanlış mıyım? Bugün bu serbestliği getirenlerin belki hepsinin eminim faizde parası vardır.
Kadının başı da yok adı da yok dediğim ülkemizde artık bir şeylerin değişmesi, Atatürk dönemindeki gibi kadınımıza daha çok değer verilmesi şarttır. Bu kaçınılmazdır. Kadınlarımız her alanda varlığını hissettirmeleri gerekmektedir. Kadın bir toplumun beyni ve akıl gücüdür. Bunu görmeyenler yüzünden ülkemiz bu haldedir. Kadını cinsel meta olarak algılama sapıklığından derhal kurtulmalı ve kadınlarımızın yüzlerinin gökyüzüne, ileriye, güneşli ufuklara bakmaları sağlanmalıdır. Aksi halde sonumuz karanlıktır. Dinimizi ve aklımızı güzel okuyalım. Lütfen”.
İlgili Haberler:
İlgili Linkler:
Bu haber 277 kez okundu.
Arkadaşına Gönder
Bu Haberi Yazdır
Üye girişi yaparak yorumunuz için bilgilerinizi yinelemekten kurtulabilirsiniz.

(5 oy, ortalama: 4.8 / 5) 

