Ne Günlere Kaldık…
Gazetelerin üçüncü sayfalarında yayınlanan haberlere bir bakın. Sanki bir moda akımı gibi, “insan boğazlamak” Herkes kesip biçiyor.
Ahlak dışı bütün davranışlar prim yapıyor. Kötülüğe bulanmış insanlar, gülücükler dağıtıyor etrafına. Pisliğin içinde yüzen bazı zavallılar da, dürüstlük abidesi gibi duruyor toplumun önünde.
Artık; kan davası, köylerden şehirlere taşınmış.. Sınır kavgaları, bir sigara yüzünden çıkan kavgalar hiç önemli değil artık. Tip değiştirmiş ahlaksızlık. Gerekçeleri değişmiş cinayetlerin. Çok basitleşmiş. Cinayete teşebbüs; sudan sebeplerin içinde barındırıyor artık nefretini ve hırsını…Ateşin var mı kardeş? Yok dedin mi, bıçağı yedin.
Senin çarık(cüzdan) niye boş lan? Yedin yumruğu.
Sıraya giriniz lütfen… Ne sırası ablacım? Gözün mosmor.
Benim sürat yaptığım yerden karşıya geçmeseydi. Mevta olur neticede…
Paran kadar konuş. Araban kadar hava at.
Para bende, o zaman sözde bende.
Bir köylü namus yüzünden bir cinayete karışınca, mazeret hazırdı eskiden.
“Ne olacak cahil köylü, Allahın dağlısı…” deyip işin içinden çıkmak kolaydı.
Günümüzde ekonomik bağımsızlığı olan karı-kocalar, küçücük bir tartışmada ipleri koparıyorlar.
“Sepeti koluna-Herkes kendi yoluna”
“Yar saçların lüle lüle-Hadi canım güle güle.”
Ne kadar da kolay !
Olan çocuklara oluyor.
Sonunda balon patlıyor.
Kızı, annesini kesiyor. Ekmek bıçağı ile boğazından. Cinayeti işledikten sonra makyaj yapıyor. Ardından birde eve hırsız girdi diye feryat ediyor.
Baba;”Konuşma kızım” diye, nasihat ediyor kızına. Tam zamanında “öğüt” veriyor.
“Sayın İskele babası daha önce neredeydin?”
Anne kariyer sahibi, “profesör”
Baba kariyer sahibi, “profesör”
Olayın kahramanı, hukuk fakültesi öğrencisi.
Hani nerede kaldı; eğitim, kültür, entelektüellik, kariyer, mariyer, basamak, şehirli olmak…
Para var, huzur yok.
Bakın büyük kentlere; “gasp-yaralama-hırsızlık-ırza geçme-çocuk katilleri-bilezikleri için ihtiyarları boğazlama-porno-aile katliamları-kız kaçırma-her çeşit tecavüz-sadizm-yeraltı- bankaları boşaltma-kundaklama-çetrefilli namussuzluklar-çek-senet- babasız çocuk-cami avlusu-uyuşturucu-halı çalma-oto çalma-sahtekarlık-karaborsa-fırsatçılık-kapkaç-parçalama-yakma- poşetleme…”
Daha akla gelmeyen neler neler…
Bizim cahil diye damgalanan köylüler, böyle işlere alet olmuyorlar. Köylüler çetrefilli işlerde sınıfta kaldı.
Gidin köylerde hala evlerin kapılarında ”kilit” yok. Kilidi ne yapacaksın? Kapılara kapı demeye şahit lazım.
Eskiden köyler mahrumiyetin ve cahilliğin simgesiydi.
Şimdilerde; huzur içinde, karmaşadan uzak yaşanılacak yerler oldu köyler.
İkiyüzlü oldu şehirler artık…
Katiller bebek yüzlü…
Soyguncular manken gibi…
Ben diyorum ki; “işsizliğin göbek attığı bir ülkede” hangi güzellikleri bekleyebiliriz.
İnsanları, “açlıkla” terbiye edemezsiniz.
Aç köpek fırın delermiş.
Açlık insanı “hayvanlaştırır” Açlık bir zaman sonra, ahlaki değerlerin önüne geçer.
Tamam da…
Ya bu parası pulu olup ta anasını kesenler… Ataköy’de, trilyonluk yüksek katların balkonlarından atlayıp intihar eden zengin çocukları neyin nesi?
Böyle kişiler para ile ahlakı salata mı yapıyorlar?
Bu olaylara da bir yorum getirmek gerekmez mi? Gerekirse…
Yorumu size bırakıyorum.
**
Kadın:
—Kocamın kafasını sevgilimle birlikte kestik.
**
—Kafam attı. Sevgilimi doğradım. Her bir parçasını ayrı ayrı çöp kutularına attım.
**
—İyi arkadaştık. O’nun parası çoktu. Benim yoktu. Çekiçle başını ezdim. Boynuna taş bağlayıp göle attım.
**
—Kocamı üç ay küvette sakladım. Kokunca yakalandım.
**
—Hergün kiraya zam istiyordu. Bir sabah ne oldu anlamadım. Ev sahibini ekmek gibi…
**
—Macera olsun diye soygun yaptık. Ne olmuş? Sekiz kişi temizlemişiz.
Örnekler çok…Hem de akıllara durgunluk veren örnekler. Her gün gazetelerde, insanın kanını donduran, insanlık dışı olaylar sayfa sayfa…
**
Bir insanın işi yoksa kafası kötülüğe çalışır. İyilik düşünemez.
14 milyon işsizin olduğu bir ülkede, tozpembe yaşantılar bekleyemezsiniz.
Sosyal dengeler bozulur. İnsanların ruh halleri hız sınırını aşar. Kontrol başkasının eline geçer.
Aç ve çıplak gezen işsiz biri, bir gecede milyarları harcayanları görünce, ”doğru” düşünebilir mi?
Toplumda ilginç ilginç sorunlar çıkar. Kavgalar günlük işimiz olur. Cinayetler artar.
Bireysel sorunlar, bir yün yumağı gibi toplumu sarar. Büyür de büyür.
Al sana “toplumsal bunalım”
Bizler de “Ne günlere kaldık yarabbi” diye söyleniriz.
**
İnsanlara, farklı bir dünya varmış gibi programları dayatanlar. Boyalı magazin. Evden kaçan kızlar. Dedesini, ninesini kesen gençler…
**
Bir de şu televizyon dizileri var ya. Çok dikkatimi çekiyor. Herkes milyon dolarlarla uğraşıyor. Lüx araçların bini bin para. Villalar şahane. Ağalar… Beyler… Nedense, bu zenginliğin içinde yüzenlerin hepsi mutsuz. Durmadan kavga ediyorlar. İşleri güçleri katakulli… Alemcik gullemcik…
Diyorlar ki bize; “Para-pul zenginlik, mutluluk getirmez”
Sahi bizlere neyi “şırınga” etmeye çalışıyorlar?
Ne günlere kaldık yarabbi.
**
Şair Hasan Hüseyin KORKMAZGİL, yıllar önce bu yaman çelişkiyi özetlemiş.
Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah
Dölüm düşmüş sokağa.
“Anam gider Allah Allah…………” Kapitalizmde mutlu azınlıklar vardır. Gelir düzeyine dayalı sınıf farklılıkları alabildiğine fazladır.
Bizi durmadan; küreselleşme-liberalizm-din-milliyetçilik-dünyaya açılma-saçılma… Lafları ile uyutup duruyorlar.
Bu gidişle; “ne fidan oluruz, ne de ağaç”
Bir kuru yaprak gibi, rüzgârın önünde savrulur gider hayatımız.
“Ben huzurlu bir toplum içinde yaşıyorum” Diyen varsa bir adım öne çıksın.
Amma velâkin ben:
”Ne günlere kaldık” demekten kendimi alamıyorum.
**
Ben bu yazıyı bitirdim. Olaylar bitmiyor.
İtalyan Sanatçı Pippa BACCO(33): “Savaşlara dikkat çekmek ve barış mesajları vermek için” yola çıkmış. Yurdumuzda “batı” denilebilecek bir yerde, Gebze’de tecavüze uğramış ve boğularak öldürülmüş.
Amerikan makarna (kovboy) filmlerinde olurdu, böyle olaylar. Bir de Türk sinemasında “Tecavüzcü Coşkun ile Nuri ALÇO” vardı.
Unutmadan söyleyeyim.”Arabesk” filminin ilk sahneleri bu tecavüz olayı ile birebir uyuşuyor.
Katil bir de; “hangi şerefsiz yapmış böyle bir olayı” diye kameralara konuşmuş.
Bu memlekette şerefli geçinen, çok şerefsiz var demek ki…
Bir de bazılarının ölen sanatçının ardından; “artık o bizim kızımız olmuştur, teraneleri”
Şapşallığın bu kadarı da fazla.
“Ne günlere kaldık” demekte haksız mıyım?
Şuayip ODABAŞI
sodabasi-57@hotmail.com
İlgili Haberler:
04-18-2008 / 12:04 am
Köşe Yazıları
Yorum yapılmamış »
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
You must be logged in to post a comment.

